Miselyum, içime dokunan kadim sızı
kimi yamacımdan akıp giden
uzak savaşların kanlı haritası,
burjuvazinin tam içinden sökülüp geliyorsun
bir kadına meme verişinle.
kadın ki yaprak gibi yeşil,
o günlerde yapraklar yeşil değil
zincire vurulmuş bir tutsak
kadın ki tanrıça gibi bir soylu,
o günlerde tanrıçalar soylu değil
soylu olmayan tanrıçalar gibi soylu
sarılmış yeşil olmayana,
bedeninde koca dünya ağrısı.
söylesene Miselyum…
bu nasıl bir kutsanmışlıktır böyle
hangi renklere bulandı ellerin
kanayan kıvrımlarıma dokunurken
eşelerken parmak uçların, yarayı
sen, bir memenin çıplak gerçekliğiyle
nasıl bir saçılma indi tuvaline
tüm hatlarımdan dönerken
kırmak için eskiz zincirleri…










Leave a Reply